Kum Saati | Marka Biziz
KUM SAATİ
Yıldızın kayışında da aynı telaş var,
Dünyanın dönüşünde de.
Bir davul solosunun çılgın ritmine kilitlenmiş zaman,
Takılmış bu ritme, sürüklenir insanlar.
**
Dünyanın tam merkezinde dev bir kum saati,
Tıpkı denizle buluşma telaşına düşmüş
Bir nehir gibi akıyor.
Kaydıraktan kayan çocuğun coşkusuyla
Atlıyor aşağı kum taneleri.
Biliyor mu acaba;
Aceleyle eksilttiği benim hayatım.
**
Şiddetle cama çarpıp toprağa süzülen,
Bir sağanak yağmur mu yaşamlarımız
İş ve ev arasındaki iki bulvar kavşağında yaşanan.
Bilmem ki; ne kadar geç kalmışlığım
Kaç kum tanesi daha hakkım?
Vakit var mı İstanbul’u dinlemeye yedi tepede
Çağırdığım çocuklarıma sarılmaya,
Onları koklamaya vaktim var mı?
**
Bu kadar coşkuyla akma kum tanesi!
Bitiyorum!
Yitiyorum!
Gidiyorum!
MARKA BİZİZ
Ne masum, ne akpak çamurmuş oysa
Mahallede top oynarken
Elimize ayağımıza bulaşan.
Sözümüz ne de mert, ne de safkan,
Ne de bizimmiş oysa!
Bakışlarımız yılgın, umarsız,
Sahte değilmiş.
Yüreğimiz ne de saf çırpınmış sevgilere oysa!
**
Hiç oyun kurmamışız adam üstüne.
Merhem olmuşuz yara üstüne.
Kirlendik biz!
Sırtımızda bir mağrur gömlek,
Benliğimiz markaymış oysa!
Kirlendik biz!
Jilet gibi fiyakalarımızın altında,
Katran karasıyız hepimiz.
Işık Elçin Yeğen



