Müjdeli Şiirler: Söz Verdim Rüyama
Şiire neyle çıkılır? Elbette en önce incelikle. Bir umman olduğunu düşünelim şu şiirin, ki öyledir, onun ufkuna doğru yol almak üzere kıyıdan şu sözcüklerin kayığına binerek yola düşen/düşmek isteyen herkesin, yanına evvela aldığı/alması gereken şey, incelik değilse nedir ki? İncelikten kastım ise, dünyaya daha kırılgan bir camdan bakabilme yetisi...
Gülfidan Uğur'un ilk şiir kitabı Söz Verdim Rüyama'yı okurken şairde gördüğüm/bulduğum ilk şeyin bu olduğunu hiç çekinmeden söyleyebilirim. Ortada yalnızca bir şiir kitabı yoktu da sanki, o ummanın ufkuna dek uzanmaya niyet etmiş birinin incelikler bütünü vardı. Sadece bir kitaba sığdırılmış kocaman bir yürek ve o yüreğin incelik sahibi kimliği vardı.
Bu bakımdan cömert bile bulduğumu söyleyebilirim, sevgili Uğur'u. Kalbi ile sözcükler arasında nasıl bu kadar dost bir köprü kurabilmişse artık, Söz Verdim Rüyama'yıokuyup bitirdikten sonra şairin yalnızca bir kitabını değil kalbinin bütün bir yolculuğunu okumuşum hissine kapıldım. Kendisinin dünyaya, hadi daha ayrıntılı aktarayım, bir kelebeğe, bir derde, bir oğula, bir martıya, bir renge, bir vapura ve daha pek çok şeye nasıl baktığını gördüm.
Kitaptaki "Vapur" şiiri için "bunun en güzel, en şeffaf, en coşkulu yansıtıcılarından biri" diyebilirim hatta. Çünkü şair, bu şiirinde, aslında görmeye ve okumaya pek alışkın olduğumuz şu vapurlara öyle içten bir anlam yüklemiş ve onu öyle güzel bir şekilde şiire dönüştürmüş ki birer şiir okuru olarak bizlere o vapurun sesini duymaktan, üzerinde yolculuk ediyormuş hissine kapılmaktan başka bir şey kalmamış. İşte aynı şiirden şu dizeler, bana da tam anlamıyla bu hisleri yaşattı:
⠀
"vururken dalgalar ordan oraya
kendine gelir içimdeki kozalar
kelebeklerim olur, kanatlanırlar
kanatlanırlar göğün mavi düşlerine"
⠀
Ah, sanılmasın ki oylumsuz bir kitaptan zar zor seçebildiğim yalnızca bir kısımdır bu! Aksine upuzun, berrak, coşkulu bir şiir ırmağı geçiyor sanki Söz Verdim Rüyama'nın içinden. Hani rastgele bir sayfasını açıp önünüze çıkan ilk şiirle bile kalbinizi yıkayıp serinletmenizin mümkün olacağı yetide bir kitap bu. "Çizgiler" adlı şiirden şu dizeler gibi işte:
⠀
"bir de çizdiklerimiz var tabii
öyle bir kalemde
tek celsede astıklarımız
kim bilir hangi izleri bıraktılar içimizde"
⠀
Tam bu noktada, kitabın sevgili Gülfidan Uğur'un ilk şiir kitabı olduğunu da önemle vurgulamak istiyorum. Nitekim Söz Verdim Rüyama, içinde barındırdıklarının haricinde, şairi hakkında geleceğe dönük ipuçları da veriyor bize. Söz gelimi aynı kalemden daha çok şey okuyacağımızı ve aynı mürekkebin belki de diğer edebi türlere de taşacağını. Evet, şiirleri sayesinde bu bakımdan da cömert biri olduğunu duyuruyor bizlere, sevgili Uğur. Yarın öbür gün bir de romanıyla çıkagelirse kimsecikler şaşırmasın!
Bunu niçin söylüyorum peki? Neredeyse her bir şiirinin altında yatan gizli hikâyecikleri sezdiğim için... Ki bu, yani şiiri hikâyeyle bezeyerek kurmak, şairler için pek bir tehlikelidir aslında ama sevgili Uğur bunu çok güzel kotarmış. Onun kaleminde bir doğum sancısı ve böylece dünyaya gelen bir erkek çocuğunun hikâyesi bile şiire dönüşmekten geri durmamış çünkü. Hikâyeler şiirlere çiğ bir şekilde üstün gelmediği için de, şiirleri hep şiir kalmış!
Kitaptaki hatırı sayılır sayıdaki şiirin resim, heykel, müzik gibi diğer sanat dallarıyla iç içe kurulmuş olması da yine sevgili Uğur hakkında biz okurlara bir müjde/bir alt metin daha sunuyor. Öyle ya, şiirini diğer sanat dallarıyla hemhal etmemiş şairlerin bu uzun koşuyu bir türlü tamamlayamadıkları görülür edebiyat tarihimizde. Uğur ise bu koşuya ilk adımlarını tam da gerektiği gibi atmış. "Sadece ben ve kalbim yokuz, dünya da var" demiş şiirine...
İşte o dünya üzerine kurulmuş, edebiyatın geleceğine doğru bir söz gibi bırakılmış bir ilk kitap: Söz Verdim Rüyama. Potkal Kitap etiketiyle doldurduğu raflardaki yerinden terütaze bir ırmak gibi akmaya devam ediyor okurlarına. Dilerim, şairin rüyasına verdiği bu sözü kendisinden bile önce kalemi tutar da bizi yeni yeni yazdıklarıyla buluşturmaya devam eder. O kalemde çünkü bunun çok daha fazlası var!
⠀
Mertcan Karacan



